ŞEYH BEDRETTİN DESTANI

ŞEYH BEDRETTİN DESTANIGünümüz için bir ayin
TUNÇEL KURTİZ - SEMA - DIMO - MARTIN

Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” şöyle başlar:

Darülfünun İlahiyat Fakültesi tarih-i kelam müderrisi Mehemmed Şerafeddin Efendi’nin 1925 senesinde Efkaf-ı İslamiye matbaasında basılan ‘Simavne Kadısı oğlu Bedreddin’ isimli risalesini okuyordum…

“O zamanlarda İyonyen körfezi medhalinde kain ve avam lisanında Stilaryum-Karaburun tesmiye edilen dağlık bir memlekette adi bir Türk köylüsü meydana çıktı… Mezkur köylü Türklere vaız ve nesayihte bulunuyor ve kadınlar müstesna olmak üzre erzak, melbusat, mevaşi ve arazi gibi şeylerin kaffesinin umumun mali müştereki addedilmesini tavsiye ediyor idi… “

Bu İlahiyat Fakültesi müderrisinin sülüs yazısından, kamış kaleminden, dividinden ve rıhından Bedreddin’imi kurtarmak lazım, diye düşünüyorum… Şerafeddin Efendi öldü mü, sağ mı bilmiyorum. Fakat eğer sağsa ve bu yazdıklarımı okursa benim için “Gidi hain, diyecektir, hem maddiyundan olduğunu iddia eder, hem de Giritli keşiş gibi, üstüne üstlük aradan asırlar geçmiş iken Börlüce’nin denizleri sessizce aşan mürüdi ile konuştuğundan dem vurur”

Tarih-i kelam üstadının bu sözleri söyledikten sonra atacağı ilahi kahkahayı da duyar gibi oluyorum. Fakat zararı yok. Hazret kahkahasını atadursun. Ben maceramı anlatayım…






twitter facebook Vimeo